Başım çatlıyor, aslında ben öyle olmasını istiyorum belkide. Ard arda yazmak hiç adetim değildir ama bunu takmıyorum. İçimde biriken okadar zehir var ki, bir şekilde kusmam gerek. Belki bunu burada yeterince yapmayacağım ama bir nebze olsun kendimi hafifleteceğim. Mesela şimdi bir şiir yazmak gelmiyor içimden, Flunk dinleyip uyumak istiyorum. Fakat uykular okadar sersem ve yalnız ki.. Burada biraz arabeske kaçmış olabilirim, fakat durum gerçekten böyle. Yalnızlık senfonileri hiç bitmeyince -buna okadar şaşıyorum ki bunu hem istiyorum hem de nefret ediyorum- böyle arebeske kaçan cümleler kuruyor insan. Herneyse. Şuanda hastayım, bitkin ve de umutlu. Ne için mi umutlu? Ölüm olduğu için. Evet sahiden bu böyle. Yani ölüm var, hayatın her türlü berbatlığına karşı bir çıkış kapısı. Fakat ölümdede şöyle bir engel var ki çoğumuz onu Tanrı'nın yollamasını bekliyoruz. Ne yapalım, hayat zaten bekleme salonu değil mi?
ölümlü bir hayal kurup birden bire uzaklaşıyorum gerçekten
şehirler geçiyorum, terk ediyorum bir bir ıslak sokakları
arebesk cümleler kurup sigara içiyorum sürekli
ve sarhoş olana denk göğü seyrediyorum ki mutlak derinlik göktedir
ya da zırvalayıp sızıyorum bir kenara,
kendi kurduğum hayaller bile bana ihanet ediyor..
25 Mayıs 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder