Bazen kaçmak istiyor insan bilinmeyen hayatlarayaşadığı şehrin hiç gitmediği sokaklarında yürümek, doyasıya ama saçma birşekilde herşeye gülmek. Ağlanmışlıkları unutmak mesela bir ikindi vakti..Tam bu dizeleri düşünürken telefonum çaldı sabahın erkan vaktinde. Hatun mesaj bırakmıştı; günaydın! Günün aydın olmasından ne anlıyordu, kimbilir ki? Herneyse, tüm bu sorularla kafamı meşgul etmek yerine bugün en asgari yaptığımız şeyleri yapmak istedim. Bir kaçamak, hayattan, insanlardan. İkimizin olduğu bir kaçamak.. Sevgili olarak mı? Hayır. Arkadaş? Hayır. İsimlendirmeden, sıfatlandırmak birgünü yaşamak istedim. Oda istemiş olacak ki kabul etti. Sokaklarda yürüdük, paramız yetmediğinden dolayı alamadığımız kıyafetlere bir sürü kusur bulduk. İnsanlara rastladık, onlar hakkında atıp tuttuk, tahminler yürüttük. Uzun süredir gitmediğimiz sokaklara saptık, arkamızda hiç kimseyi düşünmeden, merak etmeden.. Bugün diyorduk, evet bugün yalnızca ikimizin. Ne sevgililerimiz ne ana-baba ne de arkadaşlar. Hiçkimse olmayacak bugün hayatımızda. Başbaşa olacağız kimseye hesap vermeden, hesap sormadan. El ele tutuşacağız mesela, insanlar bizi sevgili sanacak ama onların ''sevgili'' kelimesinden anladıklarına güleceğiz içten kahkalarla. Ben sigara içeceğim o kızacak, sonra ikimiz birden içeceğiz. Öyle ya bugün ikimizinde ve hiçbirşeyi takmayacaktık, ölümü bile..
Öyle de oldu, istediğimiz gibi yaşadık. Yürüdük, sokaktan geçenleri kestik, saçma olan herşeyi konuştuk, mantığa ise yer vermedik. Telefon zımbırtılarını çantaya atıp duymadık, hayatı duymamazlıklıktan geldik. Kitapçıya girdik. Ben Cemal Süreya ve Oğuz Atay istedim. Onun için farketmezdi. Farketmedide. Sonra, sonra bu muhteşem günün bitimine yakın bir park kenarında oturup ona Cemal Süreya'dan birkaç mısra okudum. Saçma bir romantizm yapıyorduk ama bu hoşumuza gidiyordu. Herşey, herkes bizimdi sanki. Uydurduğumuz yalanlara birlikte inanıyorduk. Evden kaçan bir kızdı o, bense parasız kalmış evden siktir edilmiş bir serseri. Böyle uydurduk, bugünü böyle yaşadık.
Dilediğin gibi yaşamak bir günü,
günlerin en güzeline doğmak gibi sanki
ki en önemliside değilmidir dilemek, yapamasanda istemek olmayanı
ya da olanla olmayanı dilemek, olabildiğince seyrek..
teşekkürler hatun..