13 Eylül 2009 Pazar

Sonbahar ve Göl Seyri

Sıçrayarak uyandım sabah. Midemde ki boşluk ve yalnızlık dürtüsü arasında sersem sersem gidiyordu hafızam. Balkonun ince demirlerinde çınlayan sesiyle yağmur damlaları karşıladı bu sabah. Tuhaf ve güzeldi. Bu mevsimde gecesi sıcaktan yatılmaz bir şehirde sonbahara uyanmıştım. Geçiş süresi olmadan hemde, birden, aniden ve hesapsızca. Aslında bu durumdan şikayetçi değilim. Sonbaharı seviyorum ve sonbaharda yaşamışımdır geçmişin en güzel anlarını. Yaz mevsimi belkide bana göre belki de değil, fakat sonbahar kesinlikle bana göre.

Yatağımda doğrulup dışarı seyretmeye koyuldum, keyifliydi. Sokaklar ıslak ve kimsesizdi. Sabahın körüydü, normaldi. Başucumda ki masanın üzerinde duran ağzı açık paketten bir sigara alıp yaktım. Şimdi, bu saatte göl tüm ihtişamıyla karşımdaydı. Üzerine çarpan ve halkalar çizerek kaybolan yağmur tanelerini izliyordum.

Mahşerin en iyi üçlüsü olduğumuza kanaat getirdim; Ben, sigara ve göl.

Hava, geceyi anımsatan bir renkteydi şimdi. İşte bu mevsimi, havanın bu kapalılığını seviyorum. Gelen gideni aratır derler, saçmalık! Sonbahar asla diğer mevsimleri aratmaz.

Gölü seyrettikçe uykumumun ağır ağır beni terkettiğini anladım. Yataktan kalkmak içimden gelmiyordu doğrusu ama uykum yoktu artık. Sigaramda bir iki nefeslik daha ömür kalmıştı. Türlü düşüncelere ittim uyuşmuş zihnimi.

Sonbahar diyordum, evet sonbahar hakkında bir şiir yazmalıyım belkide. Lügatım kendini zorlamaya başlamıştı bile. Aklımın içinden kelimeler ona mütakip cümleler geçmey başlamıştı. Bir ara kalkıp kağıt kalem almalıydım. Yapmadım, o an aklımdan geçenleri yazmadım. Bir şair hep başkaları içinmi yazar? Bu zihnimde beliren şiirde sonbaharla benim şiirim olsun istedim.

Yağmur durmaya başlamıştı, göl sakinleşmişti ve ben yalnız bir noktaya odaklanmıştım. Telefon, televizyon ve diğer zımbırtılar hepsi kapalıydı. Bir tek plaktan Edith Piaf'ın o harika sesi geliyordu; Les Amants de Paris diyordu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder