-Sana bir hikaye anlatayım mı?
-Neden?
-Bilmem, belkide hikayede tanıdık birine rastlarsın diye.. Ben hep rastlarım..
Karşısında oturan bu kızıl saçlı kızı daha dikkatli süzmeye başladı. Konuşmadan, bakışlarıyla anlaşmak niyetinde değildi elbet. Yalnızca gözlerinde birşeyler bulabilme umuduydu. Öyle ya, düşünceler önce gözlerde yansırdı. Fakat onun gözlerine yansıyan hiçbirşey yoktu ortada. Çünkü; kendisi yüzünden, hayatı yüzünden ne bir düş ne de yaşanılacak birkaç zaman dilimi kalmıştı onda.
Yazılacak daha fazla şey yoktu artık. En azından susmayı bilmeli insan. Evet evet, bu edebi zırvalıkları daha fazla devam ettirmek niyetinde değildi.
Masadan kalkıp yürümeye başladı. Kendisine yaklaşan garsona, saygısına karşılık bahşiş ve masa ücretini verdi. Dışarda bıçak gibi bir rüzgar ve rüzgara eşlik eden hafif bir yağmur vardı. Yürürken arkasına bakmadı, hiç bakmamıştı. Masada bıraktığının belkide ömrünün bedeli olduğunun farkında değildi..
28 Ağustos 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder