BİR RÜZGAR EDASIYLA GEÇTİ
Partiden çıkmış, güneşin yakıcı sıcaklığının gözlerimi kavurmasını engellemek için güneş gözlüklerimi taktım. Ara sokaklardan birine daldığımda kafamın içinde partide verilen yeni bildirileri tartıyordum. Yeni yasalara getirilen yorumlar, partinin karşı çıktığı noktalar ve kapitalizmin mutlak karşıtlığı.. Bugün okadar çok tartışma ve tartma mevzularına karıştım ki başım çatlayacak gibiydi. Şuan tek istediğim evime gidip, kanepeye uzanmak ve bilgisayardan gelen notalara ayak parmaklarımla eşlik etmek. Gazipaşanın eski fakat bir okadar güzel sokaklarından birinde, o nezih kaldırımlarda sosyalist düşünceleri tartarak yürürken ve yorgunluktan ölerek yığılmayı düşünürken O'na rastlamak.. İşte bu fikir; eğer daha önce birisi söyleseydi eminim ki bunu söyleyenin çılgın olduğunu düşünürdüm. Sahidende yıllar sonra onunla bu şehirde, bu şekilde karşılaşmak..
Yavaşça ilerliyordu. Gözlerinin içine baktığımda -ki henüz beni tanıyamamıştı- şaşkın bir ifade gördüm. Gözlüklerimi ağır bir hamleyle çıkardım. Sanırım tanımaya başlamıştı ki gözlerindeki şaşkınlık yerini sevinçle karışık bir hüzne bıraktı. Artık aramızda bir nefeslik yer kalmıştı. Nefesi nefesime çarpıp havaya karışıyordu. Sonra tokadı geçirdi suratıma. Haklıydı, haksızdım. Suratımı çevirdim. Yine herzaman ki gibi militanca baktı gözlerime. Böyle isyankar, böyle coşkun böyle havaya süzülen element bakışlarıyla.. Sonra dökülen suratımı toparlamak istercesine elini yanaklarımda gezdirdi. Dudağıma isyankar bir öpücük kondurdu ve geldiği yönün aksine yürümeye başladı. Sanki bu güneşin parlaklığına ve sıcaklığına inat yağmur biniyordu tepemize. Sanki ayaza tutulmuştuk. Ardından yürüyemedim tekrar, yalnızca gözlerim dikildi mağrur adımlarına. Ara sokaklardan birine daldı, gözlerden kayboldu. Tıpkı, geldiği gibi gitti.
Yani; bir rüzgar edasıyla geçti..
13 Haziran 2009 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder